NE ARAMIŞTINIZ?

Son Yazılar

16 Ocak 2018 Salı

Gecenin Gizemli Oyununa Hazır Mısın? "PARADOKYA"

Merhaba edebiyat severler ve kitap kurtları :) Yeni bir kitap önerisi ile karşınızdayım. Bu kez size aksiyonlu, sürükleyici ve bir solukta okumak isteyeceğiniz bir roman önereceğim.

 Romanımız üç seriden oluşuyor:
- "PARADOKYA" Adalet Yıldızı ve Kayıp Pusula
- "PARADOKYA" Sırlar Geçiti
- "PARADOKYA" Düşler Ülkesi

Üniversite 1 ve 2. sınıfta tüm serileri severek okumuştum :)
Roman seri halinde yazılmasına karşın mekanlar ve karakterler aynı değil, sürekli değişkenlik gösteriyor ama aynı olan bir şey var ki o da konu: Roman karakterlerinin eline Paradokya kitabı geçiyor ve karakterlerimiz bu kitabı bir güzel okuyup bitirdikten sonra uykuya dalıyorlar, sonrasında ise maceralar başlıyor. Her bir karaktere rüyasında farklı mekanlarda farklı görevler veriliyor ve uyanmanın tek yolu görevi başarıyla bitirmek, aksi taktirde uyanamadan ölüyorlar. Ben bu yazımda serinin birinci kitabı olan "Paradokya-Adalet Yıldızı ve Kayıp Pusula" adlı romanı tanıtacağım, hazırsanız başlıyorum :)

PARADOKYA - Adalet Yıldızı ve Kayıp Pusula
Oktay, Cansu, Elif, Enes, Aslı, Kemal ve Li Wong Sin isimli birçok karakter bulunuyor.  Karakterlerimizin eline bilinmeyen bir şekilde Paradokya kitabı geçiyor ve karakterlerimiz bu kitabın büyüsüne kapılarak okumak istiyorlar, her biri kitabı kısa bir sürede okuyor. Kitabı bitirip gece uykuya daldıklarında ise büyük bir sürprizle karşılaşıyorlar, kendilerini rüyalarında hapsolmuş bir şekilde buluyorlar. Paroks isimli Paradokya bilgini olan kişi karakterlerimize Paradokya kurallarını söyleyerek her birini farklı farklı mekanlarda farklı farklı maceralara yollayarak serüveni başlatıyor.


Karakterlerimiz Topkapı Sarayı, İzmir Saat Kulesi, Amazon, Dubai, Mu Kıtası gibi birçok farklı mekanda çeşitli görevleri yerine getirmeye çalışıyorlar. Görevlerin hepsi birbirinden zor, görevleri daha zor hale getiren ise karakterlerin bilinçaltında hapsedilmiş korku unsurları oluyor.  Görevleri yerine getirirken bir yandan da korkularıyla yüzleşmeye mecbur kalıyorlar ve bunların hepsinin tek amacı uyanabilmek.

Romanda birçok fantastik unsur bulunmakta, her bir fantastik unsurun içinde ise okuyucun çözmesi gereken şifreler yer alıyor. Şifreleri çözerek okuduğunuzda romanın parçaları yerli yerine oturuyor. Şifreleri çözemezseniz ise karakterler arasındaki bağlantıları kuramayabilirsiniz. Bu yönden şifreler de romana ayrı bir merak unsuru katarak okuyucuyu romana bağlıyor. Ben şifrelerin hepsini çözmüştüm, bazıları biraz zamanımı alsa da böyle fantastik öğeleri ve gizemli şifreleri sevdiğim için sıkılmamıştım; ama bu şifreler ve fantastik öğeler sizde aynı etkiyi yaratır mı bilemiyorum :)

Daha çok gençleri hedef alınarak yazılmış bir roman ama fantastik kurgu tarzında okumayı seven herkese hitap edebileceğini düşünüyorum. Siz de bu tarz romanları okumaktan zevk alıyorsanız mutlaka okumanızı öneririm.

Roman içerisinden birkaç alıntı yapmak istiyorum:
"Yüksekten düşerken tam da yere çarpacağın zaman mı sıçrayarak uyandın, yoksa süratle giden bir arabada önüne çıkan engele son anda vurmadan mı? Alnından şakaklarına akan teri silip kendine gelmeye çalıştın. Bu kadar korktuğunu hatırlamıyor, belki de bundan daha heyecanlısını yaşayacağını sanmıyordun. Yanılıyorsun... Geçmişin izlerini saklayan bilinçaltınla yüzleşmeye hazır mısın? Paradokslarla çevrili rüyalar alemine hoş geldin. Gecenin gizemli oyunu senin için başlıyor."

"Sevgili okur, Paradokya'nın ne olduğunu artık biliyorsun. Okuduğun kitabın içindeki gizemler, bilinçaltındaki aleme açılan kapıyı ardına kadar aralamış durumda. Geri dönüşü olmayan bir yolun başındasın. Paradokslarla çevrilmiş yolculuğun uykuya daldığın zaman başlayacak ve Gecenin Gizemli Oyunu'nda alacağın en büyük ödül, uyanabilmek olacak. Tabii başarabilirsen."

Cem Gülbent
Timaş Yayınları
367 Sayfa

Benim roman ile ilgili söylemek istediklerim bu kadar, okuyanlarınız varsa sizin düşüncelerinizi de yorum kısmında görmek isterim. Romanı ve yazımı beğendiyseniz paylaşarak daha çok kişiye önerebilirsiniz. Diğer kitap önerilerimizi okumak isterseniz de buraya tıklayabilirsiniz. Hepinize keyifli okumalar ve rüyalarınızda bol maceralar diliyorum, uyanabilmeniz ümidiyle... :)

11 Ocak 2018 Perşembe

Yağmurun Renklerle Eşsiz Dansı "Gökkuşağı"

Üniversite Kütüphanesindeyken Objektifime Yansıyan Şaheser :)
Gökkuşağı hayatımızda gördüğümüz en güzel manzaralardan birisidir. Bu fotoğrafı çektiğim zaman gökkuşağını ilk defa bu kadar net görebilmiştim. Bir kere daha hayran kaldım. Sistemin ne kadar ilahi olduğunun bir kanıtı bence.. Fotoğrafa telefonumda denk geldiğim zaman gökkuşağının nasıl oluştuğu sorusu aklıma geldi. Hemen araştırmaya başladım.

Bilim adamı Newton teleskopla baktığında neden yıldızların önünde renkli bir perde göründüğünü merak etmiş ve bunun üzerine birkaç çalışma geliştirmiş.  Çok sonra merceklerden oluşan bir prizma yapmış. Bu prizmayı karanlık bir duvara doğru tutarak ışığın içeri girmesini sağladığı sırada şaşırtıcı bir şey olmuş olmuş. Gelen beyaz ışık duvara rengarenk yansımış. Daha sonra aslında görülen beyaz ışığın renklerin karışımından meydana geldiğini anlamış ve bunu bu şekilde açıklamış. Evet görülen ışık aslında içinde 6 rengi bulunduran bir renk karışımı. Newton'un bulduğu mercekten oluşan üçgen prizmayı alıp yağmur damlarıyla eşleştirelim. Yağmur taneleri de birer üçgen prizmadır. Bu tanelerin iri olduğu yerlerde ışık kırılır ve rengarenk gözükür. İşte gökkuşağının renkleri bu şekilde oluşurmuş.


Gökkuşağının yağmur tanelerinden oluştuğunu öğrendim ama aklıma yeni sorularda getirdi bu durum. Gökkuşağı neden düz bir perde şeklinde değil de yay şeklinde yansıyor? Renkler neden iç içe değil de ayrı ayrı özenle çizgilerle ayrılmış gibiler?  Neden bir ressamın en büyük eseri gibi duruyorlar? İşte bu sorulara madde değil de soyut inançlarımız cevap veriyor. Çoğu şeyi bilimin açıklayamadığını düşünüyorum. Gökkuşağı bunun örneklerinden sadece bir tanesi. Bunun gibi tonla örnek verilebilir. Dünyada açıklanamayan,kendine hayran bıraktıran bir sürü bir sürü doğa harikası var. Etkilenmemek elde mi? Baksanıza öyle bir yaratıcı ki ışığı gözümüze beyaz olarak gösteriyor. Aslını göstermek için ise yağmur damlalarını buna sebep kılıyor ve damlaların yay gibi dizilmelerini sağlıyor. Sanatıyla herkesi büyülüyor.

Gökyüzü umudun simgesidir. Gökyüzünde bu renk cümbüşünü görmek ise gökyüzünün bize umut etmeye devam etmemizi fısıldamasıdır. Gökkuşağı bu dünyada varoluşumuzun simgesidir. Umarım umut ettiğiniz ne varsa size gökkuşağı gibi bir sonuç verir :)

Yazımı beğendiyseniz paylaşırsanız sevinirim, diğer yazılarımı okumak isterseniz de buraya tıklayabilirsiniz, gökkuşağı gibi renkli bir gün sizinle olsun :)

EN ÇOK OKUNANLAR