Acıyı Keşfeden Bir Çocuğun Hikayesi: "Şeker Portakalı"
Jose Mauro de Vasconcelos'un ünlü romanı Şeker Portakalı... Bir romandan öte, hayatın ne kadar acımasız olduğunu anlatan bir başyapıt. Edebiyat dünyasında kendisine çok ayrı bir yer edinen bu romanı detaylı bir şekilde inceleyeceğiz ama öncelikle kitabın bende uyandırdığı izlenimleri sizinle paylaşmak istiyorum.
Şeker Portakalı ve Ben
Şeker Portakalı'nı okumayı sürekli erteliyordum, ilköğretim yıllarında öğretmenimiz hep bu kitabı okumamızı önerirdi ama ben o zamanlar kitap okumayı pek sevmiyordum. Sonraları ise cinayet ve polisiye romanlarına yöneldiğim için Şeker Portakalı yine rafa kaldırılmıştı.
Zamanla okuma algım değişti ve edebi açıdan değerli kitapları okumaya yöneldim. Simyacı ile başlayan ve Uçurtma Avcısı ile doruğa ulaşan bu algı, beni Şeker Portakalı'na yönlendirdi. Nihayet yıllardır ertelediğim Şeker Portakalı'nı okuyabilecektim. Yazarın yaşanmışlığının bir tezahürü olan bu roman, güzel bir çeviri ile tüm çıplaklığıyla zihnimde ve ruhumda gezinmeye başlamıştı.
Beş yaşındaki küçük Zeze'nin acılarla yoğrulan hayatı, sayfalarda akıp giderken ben de hüzünlü gözlerle bir sinema filmi izliyordum adeta. Sayfalarda okuduğum her kelime her cümle zihnimde canlandıkça Zeze'nin çektiği acıları onunla birlikte ben de çekiyordum, onun dayak yemesi benim canımı acıtıyordu, onun sevinci beni güldürüyor ve onun hüznü beni ağlatıyordu. Bu hislerle romanı okumaya başladım ve roman bittiğinde ben de büyük bir hüzünle baş başa kalmıştım.
Küçük Zeze'nin Büyük Acısı
Fakir bir ailenin beş yaşındaki çocuğu olduğunuzu düşünün, mahallede sizin yaşıtlarınız yeni yeni bisikletlere binerken, doğum günlerinde ve bayramlarda nice güzel hediyelerle birlikte bol bol harçlık alırken siz yoksulluk içinde yaşayacaksınız. Anneniz akşama kadar fabrikada canı çıkana kadar çalışırken babanız işsiz olduğu için evde oturacak ve sürekli gergin olduğu için her şımardığınızda sizi öldüresiye dövecek. Sürekli şımarık olduğunuz için tüm mahalleli size şeytan diyecek okuldaki öğretmeniniz hariç ve siz damarlarınızda şeytanın gezindiğini düşüneceksiniz. Oyuncağınız olmadığı için kilometrelerce yolu küçük kardeşinizle birlikte bir oyuncağa sahip olabilmek için yürüyeceksiniz, üstüne bir de beş yaşında olduğunuzu unutarak yorulan kardeşinizi kucağınızda taşıyacaksınız ve zamanında yetişemediğiniz için oyuncak kamyonu tüm oyuncakları dağıttıktan sonra çekip gidecek, siz hayalleriniz yıkık bir şekilde eve döneceksiniz. Tüm yaşadıklarınızı sırdaş olarak seçtiğiniz bir şeker portakalı fidanına anlatacaksınız. O şeker portakalı fidanı da sizi dinleyecek ve hatta sizinle konuşacak.
Kimsenin arkasında tutunmaya cesaret edemediği arabanın arkasına tutunmak ve bu şekilde okula kadar giderek arkadaşlarınıza ve şeker portakalı fidanına hava atmak isteyeceksiniz ama o arabanın sahibi sizi fark ettiğinde sizi azarlayacak ve tüm mahalleye rezil olacaksınız. Okula giderken rezil olduğunuz mahalleliyi ve sizi rezil eden o adamı görmemek için farklı yolları kullanacaksınız; fakat bir gün yine yaramazlık yaparken ayağınızı camla keseceksiniz, ailenizde bunu ablanızdan başka kimseye söyleyemeyeceksiniz çünkü o zaman ayağınızın acısı yetmiyormuş gibi bir de dayak yiyeceğinizi bileceksiniz. İşte bu ayak acısıyla okula giderken sizi tüm mahalleliye rezil eden adam topalladığınızı görecek ve sizi arabasına alarak eczaneye götürüp babanızın yapması gereken şeyleri yapacak ve siz o andan itibaren o adama büyük bir sevgi duyacaksınız. Zamanla sevginiz artacak ve daha da yakınlaşarak onun üvey oğlu olmak isteyeceksiniz. Kendi öz babanızı bir yabancı gibi görüp bir başkasını babanız yerine koyacaksınız. O sizi babanızın hiç götürmediği ve hatta hiç götüremeyeceği yerlere götürüp gezdirecek, babanızdan göremediğiniz şefkati, sevgiyi ondan göreceksiniz. Ailenizin yoksulluğu ve gördüğünüz şiddet yüzünden beş yaşında intihar etmeyi düşüneceksiniz ama o adam size değerli olduğunuzu anlatarak sizi bu düşünceden uzaklaştıracak.
Tüm olumsuzluklar içinde siz onun için nefes almaya ve onun için yaşamaya başlayacaksınız. Evde göremediğiniz huzuru o adamın yanında bulacaksınız; ama bir gün tüm hayallerinizin kahramanı ölüp gidecek. Onun ölümüyle birlikte sizin hayalleriniz ve umutlarınız da ölecek. Onun ölümüyle beraber ruhunuzun neşesi ve yaşama isteğiniz de ölecek. Önüne atlayıp intihar etmek istediğiniz o kara tren sizi sevdiğinizden ayıracak, o kara tren her geçişinde suçsuz olduğunu size anlatmak istese de siz bir ömür boyu onu suçlayacaksınız. Yüreğinizi rahatlatan tek şey ise onun göklerde yaşadığını bilmek ve sizi görebildiğini hissetmek olacak.
Şimdi düşünün, yukarıda saydıklarımın hepsi sizin başınıza gelse neler hissedersiniz? Ben bu romanı okurken kendimi küçük Zeze'nin yerine koydum ve en sonunda gözyaşlarıma hakim olamadım. Beş yaşında acıyı derinlerine kadar hisseden bir çocuk olarak düşündüm kendimi ve bu acıklı hikaye benim yüreğimi fazlasıyla burktu.
Jose Mauro de Vasconcelos Kimdir
Şeker Portakalı'nın yazarı Jose Mauro de Vasconcelos kimdir, nasıl olmuş da böylesi güzel ve etkileyici bir kitabı yazmıştır, buna değinmek istiyorum.
Jose Mauro de Vasconcelos da tıpkı roman karakteri Zeze gibi zor bir hayat yaşamıştır. Birçok defa farklı işlerde çalışmak zorunda kalmış ve yazarlık yeteneğini çok geç fark etmiştir. Tıpkı Zeze gibi daha okula gitmeden okumayı öğrenen zeki bir çocuktur.. Yazarımızın ailesi çok fakir olduğu için küçük yaşlarda onu amcasının yanına yollamak zorunda kalır. Burada yüzmeyi öğrenir ve en büyük hayali yüzme şampiyonu olmaktır ama maalesef bu hayaline ulaşamaz.
2 yıl tıp eğitimi görse de bu eğitimi yarıda bırakarak yeni hayallerin peşinde koşmaya başlar. Hayatının her döneminde sürekli farklı işlerde çalışması ve farklı ortamlarda farklı insanlar tanıması nedeniyle iyi bir gözlemci olmuştur. Gözlemci yeteneği sayesinde yazarlık yeteneğini keşfederek yılların birikimini on iki gün gibi kısa bir sürede kağıda dökerek "Şeker Portakalı" adlı romanını yazmıştır. Bu romanla birlikte edebiyat dünyasında kendine çok kıymetli bir yer edinerek sonsuza dek romanıyla birlikte, özellikle de romandaki karakteri Zeze ile birlikte yaşayacaktır.
Görüldüğü üzere yazarımız kendi hayatını, roman karakteri Zeze ile bağdaştırarak böylesi güzel bir romanı ortaya çıkarmıştır. Hayatının bir tezahürü olan Şeker Portakalı, her yaştan ve her kültürden insanı etkileyecek ve her okuyan kişide derin izler bırakacak bir romandır. Benim gibi okumayı erteleyenler veya okumayı henüz düşünmeyenler varsa o kişilere şiddetle okumalarını tavsiye ediyorum. Okuyanların da benimle aynı şekilde düşüneceklerine eminim.
Şeker Portakalı romanını, romanın yazarını, yazılış hikayesini bu şekilde tanımış ve öğrenmiş olduk. Bu romanın bende uyandırdığı izlenimleri anlatmaya çalıştım. Bu roman sizde nasıl bir izlenim bıraktı, okurken neler hissettiniz? Bunları benimle paylaşırsanız çok sevinirim.
Jose Mauro de Vasconcelos-Şeker Portakalı
Can Yayınları
200 Sayfa
Son olarak aşağıya diğer roman özetlerinin linkini bırakıyorum, okumak istediğiniz yazıya tıklayarak okuyabilirsiniz, mutlu günler diliyorum :)
Zeze'nin Maceraları Devam Ediyor: "Güneşi Uyandıralım"
Zeze'nin Son Maceraları: "Delifişek"
Diğer Kitap Önerilerimiz
Eline, kalemine, yüreğine sağlık hocam! Bende ayrı bir yeri olan bu kitabın tahlilini sizin kaleminizden okumak çok güzeldi.Ben de kitabı okuyup filmini izledikten sonra katil Mangaratiba trenini ve Portekizli'yi unutamadım. Serinin devamı Güneşi Uyandıralım ve Delifişek de aynı etkide. Teşekkürler hocam :)
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim meslektaşım, senin gibi edebiyat ile haşır neşir olan birinden böylesi güzel sözler duymak çok güzel :) Geç de olsa okudum ve bendeki etkilerini yazmak istedim, şimdi sırada Güneşi Uyandıralım ve Delifişek var. Onları da en kısa sürede okuyup yorumlayacağım inşallah, güzel düşüncelerin için ben teşekkür ederim :)
SilRomanını kızkardeşim ağlaya ağlaya okumuştu hiç unutmam:( bu dediğim çok uzun yıllar önce oldu. Ben o zaman çok acıklı diye kitabı okumamıştım:)))yıllar sonra filmini Netflix'te sanırım izledim çok güzeldi ama şimdi kitabını da okumak istiyorum. Şahane bir eser olduğuna kuşku yok.
YanıtlaSilEmeğine sağlık Mücahit'ciğim.
Evet, çok hüzünlü ama bir o kadar da öğretici bir kitap. Filmini henüz izlemedim, izlemeyi düşünüyorum. Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum, okuduktan sonra bana hak vereceksiniz, keyifli okumalar diliyorum :)
SilGüzel kitap.Yazar yazmış.Harbi yazarmış : )
YanıtlaSilKesinlikle öyle :)
SilŞeker Portakalı gerçekten çok güzel bir kitap. Güneşi Uyandıralım ve Delifişek'i okumanızı da öneririm. Zeze'nin ergenlik ve gençlik yıllarını da görmüş olursunuz. Paylaşım için teşekkürler :)
YanıtlaSilEvet, ben de çok beğendim. O iki kitabı okumayı da düşünüyorum en kısa sürede. Ben teşekkür ederim :)
SilUzun zaman önce okumuş olmama rağmen zihnimden silinmeyen kitaplardan. Güneşi uyandıralım kitabını da tavsiye ederim. Emeğinize sağlık...
YanıtlaSilBen de uzunca bir süre unutamayacağımı düşünüyorum, çok etkileyici bir kitap, teşekkür ederim güzel düşünceleriniz için.
Silnedense ben de erteleyip duruyorum ya da her başladığımda bir şekilde yarım kalıyor kitap. bir gün tamamlayacağımı umuyorum :)
YanıtlaSilBence de mutlaka tamamlamalısınız, keyifli okumalar diliyorum :)
SilŞeker Portakalı çok güzel bir kitap gerçekten. Güneşini Uyandıralım kitabını da okumak istiyorum bir ara :)) Emeğine sağlık.
YanıtlaSilTeşekkür ederim, ben de Şeker Portakalı'nı çok beğendim ve Güneşi Uyandıralım'a başladım, onu bitirdiğimde de yazmayı düşünüyorum :)
SilGöz yaşları içinde okuduğum bir kitaptı. O kadar beğendim ki ve kitap o kadar güzel ki, o güzelliği yansıtamam diye blogumda paylaşmamıştım. Siz hakkını vermişsiniz. Kaleminize sağlık (:
YanıtlaSilBöyle düşünmenize çok sevindim, elimden geldiğince hissettiklerimi yansıtmaya çalıştım, ben de sizin gibi çok beğenmiştim. Teşekkür ederim güzel düşünceniz için :)
SilBence de bir an önce okumalısınız, çok beğeneceğinizi düşünüyorum, keyifli okumalar :)
YanıtlaSilD&R'da gözüme takılmıştı ve oturup okudum epeyce zaman. ertesi gün gidip tekrar okumaya başlamıştım ve sanıyorum dört günde okumuştum. İlk kez para vermeden okuduğum kitaptır. geçen 15 gün içindeydi. :)
YanıtlaSilGüzel bir yöntem bulmuşsunuz, tebrik ederim :) Kütüphanenizde bulundurmanızı da öneririm :)
SilBunun filmi de çekilmişti.Trajik bir hikaye.Güzel de anlatmışsın.Bazı hikayeler,filmler derin izler izler bırakır bizde.Bu da öyle bir hikaye...
YanıtlaSilFilmini henüz izlemedim ama en kısa sürede izlemeyi düşünüyorum, kesinlikle çok haklısın ablacım, etkileyici ve iz bırakan bir hikaye.
SilEmeğinize sağlık Mücahit Bey. Zeze'nin hikayesi acıklıymış.En güzel, en hüzünlü hikayeler yaşanmış gerçek hikayelerden çıkıyor. Kitabı duymuştum ama okumak kısmet olmadı.Okumayı isterim. Sevgiler 😊
YanıtlaSilTeşekkür ederim, beğenmenize sevindim :) Okumanızı ben de tavsiye ediyorum, keyifli okumalar diliyorum :)
SilŞeker Portakalı özeldir.. Bende okuyalı çok oldu... Tekrar okumak istedim.
YanıtlaSilÇok özel bence de, keyifli okumalar :)
SilBen de küçükken birçok defa okumama önerildi ama o zamanlar okumayı pek sevmiyordum. Okuyunca da çok pişman oldum daha önce okumadığım için. Artık benim için de ayrı bir yeri var :)
YanıtlaSilüç kitap arka arkaya okununca nefis evet yaaa. şeker portakalının filmi de nefis. dört beş yıl önce çekilmişti :)
YanıtlaSilEvet, tüm kitapları arka arkaya okuyunca çok keyifli oluyor. Filmini henüz izlemedim ama izlemeyi düşünüyorum :)
SilKesinlikle asla unutmayacağım bir kitap gerçekten. Herkesin hayatta okuması gerektiğine inanıyorum :) blogu takibe ve izlemeye aldım, bu güzel blog için teşekkürler, sevgiyle kalın:)
YanıtlaSilBen de herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Güzel düşünceleriniz için teşekkür ederim, ben de sizi takipteyim :)
SilBen okumamıştım kitapları tavsiye için teşekkür ederim :)
YanıtlaSilRica ederim ve okumanızı da şiddetle tavsiye ederim :)
Sil