Adaletsizliğe Karşı Verilen Bir Savaş: "Bülbülü Öldürmek"

Mavi ve Edebiyat
Bülbülü Öldürmek-Harper Lee
1960 yılında yayımlandığı günden itibaren okuyan herkesi büyüleyen, eşitlik, hak ve adalet gibi kavramları tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren bir romandır Bülbülü Öldürmek. 

Birçok kez okumak istediğim ama bir türlü başlayamadığım bu romanı sonunda bitirdim ve sizlere de tanıtmak istedim. Olay örgüsüyle, karakterleriyle ve yaşattığı duygularla hafızanızdan silinmeyecek bu romanı detaylı bir şekilde inceleyeceğiz ama öncelikle bu romanın bende oluşturduğu izlenimleri sizlerle paylaşmak istiyorum.  



Bülbülü Öldürmek Romanı Hakkında Düşüncelerim

Epeydir bildiğim bir romandı, birçok kişi tarafından övülmüştü ve mutlaka okunması gereken bir kitap olduğu söyleniyordu. Kitap Yurdu alışverişim sırasında gördüm ve sipariş verdim. Sonunda çokça övülen ve methedilen bu romanı okuma fırsatı bulmuştum :)

Romana  başladığımda karakterlerin farklı isimlerle anılması beni biraz zorladı, bazı karakterleri birbirine karıştırsam da sonradan her şey yerli yerine oturmaktaydı. Roman ilerledikçe bir girdap gibi içine çekti beni, bitirene kadar saatlerce elimden bırakamadım. Her sayfa, her cümle, her kelime zihnimde canlanırken ben protokol koltuğunda oturmuş olayları canlı canlı izliyordum sanki. Tamamen kurmaca olmasına rağmen gerçek hayattan hiçbir şekilde kopmadan adaleti, eşitliği ve dürüstlüğü kafama vura vura anlatan bu roman, adaletten yoksun topraklarda çekilen çileyi tüm çıplaklığıyla zihnimde canladırıyordu. 

Küçük bir kız olan Scout Finch'in gözünden anlatılan tüm olaylar beni büyülemekle kalmadı kendimi sorgulamama da fırsat verdi. Bir insanı yaptıklarından ötürü yargılamaktan veya suçlamaktan önce onu tanımaya çalışıp kendini onun yerine koyup o şekilde düşünmeyi ve yargılamayı bir kez daha hatırlattı bana, hem de hiç unutamayacağım bir şekilde. 

Sanırım Franz Kafka'nın şu sözü Bülbülü Öldürmek romanı için çok uygun: "Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?"

İşte Bülbülü Öldürmek; adaletsizliği, eşitsizliği ve haksızlığı kafamıza vurarak bize adaletin, iyiliğin, dürüstlüğün önemini fazlasıyla hatırlatıyor. Bu yüzden mutlaka okunması gereken bir roman olduğunu düşünüyorum.

Bülbülü Öldürmek Romanının Konusu ve Özeti

Küçük kız karakterimiz Scout Finch ve ağabeyi Jem, anneleri öldüğü için annesiz bir şekilde büyüyen iki kardeştir. Babaları Atticus avukatlık yapmaktadır ve çocuklarına her konuda güzel örnek olmak isteyen bir kişidir. 

Bir gün haksız bir şekilde suçlanan zenci Tom Robinson'u savunma görevi Atticus'a verilir. Küçük bir kasaba olan Maycomb'da da tıpkı tüm Amerika'da olduğu gibi zenci düşmanlığı vardır. Olayların geçtiği Maycomb kasabasında zenciler sürekli ezilmeye ve adalet karşısında adaletsizliğe mahkum olmaktadır.

Tom Robinson beyaz bir kız olan Mayella'a tecavüz ettiği iddiası ile yargılanmakta ve zenci olduğu için de suçlu ya da suçsuz olması düşünülmeksizin ölümle cezalandırılmayı beklemektedir. Adaleti, eşitliği ve dürüstlüğü hem kendine hem de çocuklarına aşılamayı görev edinmiş olan Atticus ise mecburen Tom Robinson'u savunmak zorunda kalır. Bu görev ona yargıç tarafından verilse de Atticus, bu görevi ilahi bir emirmiş gibi kabul eder ve her şekilde suçsuz olduğu bilindiği halde sırf zenci olduğu için iftira atılan Tom Robinson'u mahkemede güzel bir şekilde savunur. 

Mahkeme halka açık bir şekilde yapılır, Atticus çocuklarına mahkemeye gelmemelerini tembihlese de çocuklar babalarını avukatlık yaparken görmek ve suçsuz olan Tom Robinson'un beraat kararını izleyebilmek için babalarından gizli mahkemeye giderler. Babalarının Tom Robinson'u savunma şeklini ve adalet kavramının önemini anlattığı bu duruşma esnasında babalarının daha önce hiç görmedikleri birçok yönünü görürler ve ona hayran kalırlar. 

Duruşma sonunda Tom Robinson'un her şekilde suçsuz olduğu apaçık belli olsa da zenci olduğu için mecburen jüri tarafından cezaya çarptırılır. Daha önce bunun gibi olaylarda zencileri birkaç dakikada suçlu bulan jüri, Tom Robinson davasında ise saatlerce süren tartışma sonucu suçlu bulur. Yani bu adalete yakılan bir meşaledir adeta, Atticus'un müthiş savunması jürinin kararını değiştiremese de jüriyi etkilemişti, bu bir ilkti. Kendisi beyaz olmasına rağmen zencilerin haklarını daha önce böylesine savunan bir insan olmamıştı. Atticus bir ilki yapıyordu, adaletin ve eşitliğin ışığını insanların zihninde yakıyordu. 

Aslında Mayella, Tom Robinson'a asılmıştı, onu baştan çıkartmak istemiş ama üç çocuk babası olan Tom ona izin vermemişti. Bir anda bunları gören Mayella'nın babası Ewell, kızını öldüresiye dövmüş ve kendi aile namusunu kurtarmak için zenci olan Tom Robinson'u suçlu olarak göstermişti. Atticus'un gerçekleri gözler önüne serip her şeyin iftira olduğunu söylese de Tom'u cezadan kurtaramadı. Bu süreçte Tom güvenli bir hapishaneye alındı ve Atticus, onu kurtarmak için temyize başvurdu ama temyizin kararını bekleyemeyen Tom, hapishaneden kaçarken vurularak öldürüldü.

Atticus'un itibarını beş paralık ettiği Bay Ewell ise Atticus'tan intikam almak istiyordu. Tüm kasabalı Bay Ewell ve kızının suçlu olduğunu artık biliyordu ve bu Ewell'ın gururuna dokunuyordu. Bir gün Atticus'un çocukları Finch ve Jem, konser salonunda düzenlenen tiyatrodan dönerken Ewell onların peşine takılır ve ikisini de öldürmek ister. Babalarının yanında olmadığını fırsat bilerek saldırır ve karanlıktan da yararlanarak Jem'in kolunu kırar. Bulundukları yerin karanlık olması ve çıkan arbede sonucu kendi bıçağının üzerine düşen Ewell orada ölür. Jem'in kolu ilk başta sorun çıkarsa da genç bir erkek oluğu için çabuk toparlar ve eski haline kavuşur. 

Tom Robinson'un suçsuz yere ölümüne neden olan Ewell ise ilahi adaletin tecelli etmesi sonucu kendi bıçağının üzerine düşerek ölür. 

Sonuç olarak insanlar tarafından verilemeyen adalet, ilahi bir güç tarafından verilir ve Ewell kendi kazdığı kuyuya kendisi düşer. Başka insanların hayatlarını kabusa çevirse de sonunda belasını bulur ve ibretlik bir şekilde ölür. 

Scout Finch'in gözünden anlatılan tüm bu olaylar  küçük bir kasabada geçse de aslında tüm dünyayı ve insanlığı kapsayan bir olaydır. Günümüze kadar birçok insan zenci olduğu için ya da farklı milletlerden olduğu için öldürüldü veya eziyet gördü. Tom Robinson da bu insanlardan yalnızca biriydi ve hayali bir karakterdi ama bu hayali karakter üzerinden tüm insanlığa verilen bir mesaj vardı:

"İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır."

Bülbülü Öldürmek-Harper Lee
Sel Yayınları
357 Sayfa


Böylesi güzel bir romanı tanıtarak bir roman önerisinin daha sonuna geldik, ben okurken çok sevdim ve çok şey öğrendim. Size de en kısa sürede bu etkileyici romanı okumanızı öneriyorum. Okuyanların da roman hakkında düşüncelerini benimle paylaşmalarını istiyorum, yorum kısmına düşüncelerinizi yazarsanız çok sevinirim :)

Diğer roman önerilerimizi okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz, herkese keyifli okumalar diliyorum, sağlıcakla kalın.

16 yorum:

  1. Bugün kütüphanede gördüm.Keşke alsaydım okumak için diyorum ama galiba özet kısmını okumamam gerekiyordu.Okurken spoiler yedim gibi hissedince yarıda kestim 🙈

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke alsaymışsınız, çok güzel bir kitap :) O zaman kalan kısmını da siz kendiniz okuyarak görün, keyifli okumalar :)

      Sil
  2. Çok çok severek okumuştum ben de

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler düşüncenizi paylaştığınız için :)

      Sil
  3. Merhaba...
    En etkilendiğim romanlardan.Eşitlik ve adalet için mücadeleler kolay olmamış.Roman filme de alınmış.Siyah beyaz filmi de oldukça etkileyici.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, benim de sevdiğim romanlar arasında girdi okuduktan sonra, gerçekten etkileyiciydi.
      Ben filmi olduğunu bilmiyordum ama şimdi sizden öğrendim. Mutlaka izleyeceğim, teşekkürler :)

      Sil
  4. Geçen yıl okuduğum "Wer die Nachtigall stört" kitabının Türkçe versiyonu. Tesadüfen kütüphaneden almıştım ve çok beğenmiştim. Tanıtımını da çok güzel yapmışsınız, kitap gözümün önünden film şeridi gibi geçti. Teşekkürler

    YanıtlaSil
  5. Geçen yıl okuduğum "Wer die Nachtigall stört" kitabının Türkçe versiyonu. Tesadüfen kütüphaneden almıştım ve çok beğenmiştim. Tanıtımını da çok güzel yapmışsınız, kitap gözümün önünden film şeridi gibi geçti. Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim güzel düşünceleriniz için, beğenmenize sevindim. Benim de severek okuduğum bir romandı, rica ederim :)

      Sil
  6. Beğenerek okuduğum bir kitaptı. Siz de güzel tanıtmışsınız. Emeğinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için :)

      Sil
  7. Okunması gerekenler listeme alıyorum o zaman

    YanıtlaSil
  8. Bu kitabı elime alıp defalarca bırakmıştım.
    Sonra okudum, ama ne okumak.
    Bitti, tekrar okudum.
    Hiç sıkılmadan hemde...
    Gerçekten bir harikaydı.
    Haksızlık, adaletsizlik çok acı, çooook.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yıllar boyunca kitabın şanını duydum ama okuyamamıştım. Sonrasında okuduğumda ise çok beğendim.

      Gerçekten çok acı ama maalesef hala adaletsizlik ve haksızlık dünyada hüküm sürmekte.

      Sil
  9. Benim de okumak isteyip başlayamadığım kitaplardan biri...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum, beğeneceğinize eminim :)

      Sil

Yorumlarınız Bizim İçin Kıymetlidir, Düşüncelerinizi Paylaşırsanız Seviniriz :)

Blogger tarafından desteklenmektedir.